Sardinya adasına gittim. Bunda bir ilginçlik yok. Adada ilginçlik çok. (Gramsci orada doğmuş mesela.) Ama benim gitmiş olmamda bir ilginçlik yok, zaten bir konferans bahanesiyle gittim. Gitmişken partnerimle on günlük bir de tatil yaptık.
Çok da süper planımız vardı. Araba kiralayacağız. Hani artık ben de sürebiliyorum ya, bir o bir ben süreceğiz, koylardan koylara gideceğiz.
Her şey hazır. Kalacak yer rezervasyonlarını yapmışız, gün gün planlarımızı yazmışız, benim de konferansım bitmiş Cagliari'ye dönmüşüm Partnerimi bekliyorum. O da işte havaalanında uçağının kalkmasını bekliyor. Öyle goy goy yazışıyoruz. Ben planlarımızı detaylandırıyorum falan.
Sonra bir anda "Noooooooooo" yazdı. İngilizce yazışıyoruz da ondan öyle yazdı, yoksa "Yooooooo" veya "Aaaaaaaaa" veya "Haaassssss" gibi bir şey yazardı herhalde.
Evde bırakmış sürücü ehliyetini.
Ben dedim "Takma kafana, hallederiz." Neyi hallediyorsak...
Neyse işte iki kapılı küçük bir araba kiraladık. Ben tabii az çok nerelere gidileceğini biliyorum, ama oralara nasıl gidileceğini araştırmış değilim. Koyduk harita uygulamasına, git diyor gidiyoruz.
Cagliari'den çıktık öğleden sonra, ilk durağımıza vardık, asayiş berkemal. Uyuduk uyandık. Koylar bizi bekler. Ama işte o günden itibaren şöyle bir şey oldu. Şuraya gidelim diyorum haritaya, iyi tamam diyor, mesafe 40 kilometredir diyor, yolculuk süresi yaklaşık bir saat diyor. Nasıl oluyorsa...
Sonra işte şöyle maki manzaralı bir yerlere gittik.
Manzara güzel tabii, ama bakabilirsen.
Efendim, yollar şöyleymiş.
Bunlar, tabii ki çift yönlü, yolun ortasında çizgi çekmeyi hak edemeyecek kadar dar yollar. Üstüme iyilik sağlık. Biz koylardan koylara dediydik, bunun anlamının virajlardan virajlara olduğunu anlamadıydım. Bir de bu virajlar tabii dağlık yer olduğu içindir. Yani fotoğraflarda görünmeyen yokuşları inişleri de sen getir gözünün önüne.
Oysa hayatında kaç kere Kaş, Kalkan taraflarına gitmiş bir insanın bu duruma uyanması lazımdı çoktan. Partnerime mi güvenmişim neyse, hiç hesap etmemişim.
İşte böylece, iki aylık ehliyetimle, on gün boyunca, her gün en az iki saat, toplam 1100 kilometre araba kullandım birdenbire. Hem de kiralık araba, yani çizdirmek çarpmak lüksüm de olmadan.
Bu da beklenmedik yeni bir zafer oluverdi listeme. Kutlamasını da terk edilmiş madenlere bakarak ve akvaryum gibi Akdeniz'de yüzerek kutladık. Bir zafer olunca kendimle ve seninle paylaşmaya söz vermiştim sene başında; işte iki tane de fotoğraf koyayım:





No comments:
Post a Comment